-

Bu dağın hikâyesi Homeros’la başlar. Destana göre Deniz perisi Thetis ile insanoğlu Peleus’un düğününde kader ağlarını örer.

Gökten atılan elma üç tanrıçanın elinde çoban Paris’e ulaşır, hakemlik yapması için.

Aphrodit güzeller güzeli Helen’in aşkını düşürür Paris’in kalbine, onu güzel seçti diye.

Zeus hakka dayanan insanca bir düzenin kurucusu ve koruyucusu sayılır. Troia savaşını İda Dağı’nın doruğundan izler, yönetir. Kimi zaman Akhalar’ın kimi zaman Troilar’ın yanındadır, kimi kez de güçsüzdür, kadere karşı gelemez.

10 yıl süren savaş sonunda annesi Aphrodit’in de yardımıyla babası Ankhises’i sırtlayıp sığınır İda’nın doruklarına yarı tanrı Aeneas.

Antandros kentinde gemilerini yaptırıp açılır sonra Akdeniz’e ve Roma’nın kuruluş öyküsü böyle başlar şair Vergilius’un destanında.

Homeros hayranı Makedonya kralı İskender’in Anadolu seferi, Perslerle savaşları ve sonrası Roma imparatorluğunun hâkim olduğunu görürüz bu topraklarda.

Selçuklular döneminde Yörükler, Osmanlı döneminde ise Tahtacı Türkmenler çıkarlar sahneye bu coğrafyada.

Orta Asya’daki inançlarının etkisiyle Şamanizmde kutsal sayılan; dağın zirvesi, kadın eren, karataş, kaz figürleri öne çıkar.

Dağ Sarıkız efsanesi ve onun türbesiyle başka bir anlam kazanır, adı da Kazdağı’na dönüşür.

Sabahattin Ali ünlü Hasanboğuldu hikâyesinde ovalı Hasan ile obalı Emine’nin aşkını tarajediye dönüştürür.

Edremit’li şair Mustafa Seyit Sutüven ise şiirinde; şelalenin 17 metre yükseklikten tüven efsunlu suyunda dağın tüm değerlerini özetleyiverir.

Doğudan batıya uzanan Kazdağı kütlesini, kuzey-güney istkametinde yaran derin vadi ve kanyonlar ve bu yapının ortaya çıkardığı farklı iklimsel koşullar, bitki ve hayvan varlığının zenginleşmesi açısından uygun yetişme ortamı imkânları sağlar bu bölgede.

Alanda bugüne kadar 800 bitki çeşidi tespit edilmiştir. Başta Kazdağı Göknarı olmak üzere 31 bitki taksonu yalnızca bu bölgede bulunmaktadır.

Türkiyenin endemik türü olan 48 bitki çeşidi aynı zamanda Kazdağı’nda da görülür.

Geçmiş yıllardaki yasadışı avlanmalar nedeniyle birçok memeli türü popülâsyonu azalmış, çobanlar tarafından zehirlenen ve sürek yöntemiyle avlanan kurt ve çakal gibi yırtıcılar yok olma noktasına gelmiştir.

Avlanmanın yasaklanmasıyla özellikle ayı, karaca ve yaban domuzu popülâsyonlarında ciddi artışlar gözlenmiştir.

Bugüne kadar yeterince bilimsel çalışma yapılamadığı için kesin bilgi olmamasına karşın alan sürüngenler, kuşlar, balıklar, kelebekler ve diğer türler açısından da zengindir.

Bütün bu özellikleri nedeniyle Kazdağı’nın güneye bakan yamacındaki 21450 hektarlık alan 1993 yılında milli park ilan edilmiş ve koruma altına alınmıştır.

**********************************************************************************************